26 Nisan 2007 Perşembe

Uzun soluklu cizgilerden sonra gelen kanamalar ve intihar

sustu m
içim e kusan öfkelere inat
sustu m
şimdi sen kimbilir hangi iklimde
hangi yalaz rüzgar savrumundasın?
sus ma!

sus tu şehrin aynaları
yıkıldı içinde boğulduğum karanlıklar
baharı müjdelerken düştü düş ler

ama sen sus ma

ki____________________ağrılarım geçmedi.




bırak

ak____________sın

kaleme ve kağıda and olsun

şiirler düşmeden bir gece evvel
asacağım kendimi kelimelerin boşluğunda
in__tihar mı?

bırak

ak______(ne olur)___sın

kanım

19 Nisan 2007 Perşembe

Olumden Baska Silahim Yok

şafak vakitlerini
nice demir yığınının
üzerinden geçip
kan rengi acılarımdan kurtulup
Aydınlık bir gün doğdu ellerime...
polisten,bekçilerden,beylerden,paşalardan
ve zalim duvarları aşıp
yeni intifadalara uyandım
beni iyi tanıyın
ben kudusüm.....

cellatlara teslim olan halkıma
tank paletleri
buldozerler altında ezilen halkıma
kendi kanımdan verip
zalimlere hedef oldum
merttim yürekliydim.....
döne döne ondört kez vuruldum
beni iyi tanıyın
ben tarihin kanayan
yüreğiyim....

bilmiyordum
düşmanımın namert olduğunu
ölümden başka silahım yoktu....

ey sevgili
Aksa'm
şimdi yiğitlerin
uzak illerin en
güzelinde
rahat uyu anne
yiğidin şehitlerin yanında
cennette....

ve sizler...
renkli net televizyonlarızda
iyi seyredin her akşam
filistinli bir çocuk
gögsü kalbura cevrilmiş halde
kılınız kıpırdamasın
onca demokrasi
havariliği içinde
ve o neciz demeclerinizi
verin..

sizler
ölüme bir anlam verin...

Bendim Gözlerindeki Ölü Duruşların Sureti

Yorgun Ölümlerin,
Yarım kalmışlığıyla
Bakma yüzüme!
İçimde hala direşiyor
Umuda büyüttüğüm
İçimin sensizliği ört pas eden yanları
Ne kadar uzak diyorum,
Ne kadar uzak mesafeler ikimizin göğüne,
Hilali var kılabilmek için…
Senin yıldızların gizlenmekte,
Puslu bahardan kalma
Bir bulut için
Tüm iklimler gibi,
Silinmekte göğümüzden…
Benim yıldızlarım ise sevgili,
Düşmekte göğümden...
Toplu bir intihar şimdi,
Gece vakitlerim.
Her sabah bin afakan,
Silkiyorum omuzlarımdan.
Gecenin çığlıkları birikiyor başucumda
Yastığım da, başını koyup
Uzun, uzun ağlamaların izleri...

Omzuma dokunacak bir el
Arıyorum ki böleyim
İçimdeki bu bin depremle
Yıkılmaz acıyı…
Sen böyle ölü bir ceset gibi dururken karşımda,
Kendimi nasıl çekip alabilirim
Yaşamak uğruna, başımı
Her gün duvarlarına,
Vurduğum, bu içimdeki,
Anlamsız “sen kafeslerinden”
Ne kadar küçüldü varlığım
Bir bilebilsen...

Her gün milyon tane sen
Gömmekten unuttum yaşamaların,
Çığırtkanlığını, sesimi, cismimi
Unuttum yar.
Varlığımı hiçe sayıp
Kendimi bir “sen” yaşamaya
Terk ettim!

Kendimi böylesine seni yaşamaya,
Mahkûm etmişken
Ne kaldı geriye yaşadığım
Senli günlerden
Gözlerim ve yüreğim bir cesedi
Andırıyorken…






'saçlarıma rüzgar değdi, tenin gibi tenin gibi'



Mehmet Asım

Unutulan

gün gecer zaman olur ellerimizden uçan...
mor renkli dağlarımdır
sevdiğim lacivert sabahlara kuşandığım sevda...
şimdi unutulmuşları oynuyor
hayallerim
iyi olmak
iyi olmak
hani nerede nerde ellerimdeki umut...


Mehmet Asım

Bir Sabah Duası

Yasemen, fesleğen ve leylak...
Ne olur bir sabah Kavgasız, döğüşsüz uyansak.
Bir sabahta uyandığımız da
Gözlerimizin, Kaçak ıslaklığı olmasa.
Ne olur bir sabah uyandığımızda
Bombalanmasa Bağdat...
Yağmur kokusu sinmiş olsa
Şehrin üstüne Bizi kokular uyandırsa...
Yasemen, fesleğen ve leylak....

Mehmed Asım

Kalkıp gitmek vardı diyordum...

Yoksul hüzünler taşıyorum.
En munis yerinde gönlümün...
Alıyorum yanıma, her ömür virajından gecerken,
Kırmızı sandığım o eski mahalle
Bakkalından,
Aşk denilen
Alacakaranlığı...

Kalkıp gitmek vardı diyordum...

Gitmelere yorgun gönlüm şimdi...
Kalmalara yoksun.
Ben öznesini yitirmiş iç ülkemin,
Kendi bilinmezliğinde
Sürüklenirken
Alacakaranlık bir gökkuşağına tutundum.
Ellerim ıslak...


Mehmet Asım

17 Nisan 2007 Salı

Çift Sesli Monolog

Buket'e


“döküldü bu gece yağmur ellerine yüzüne”

Diyordu şarkıda içli içli kadın…

Uzunca bir sessiz bakıştan sonra aynada kırılan aksiyle konuşmaya başlar


Ah bilmiyorsun…yüreğimden kan damlıyorken yüzümden gülücükler düşüyor ellerine
……
---içimde bin fırtına kopar yüzüm de sessizlik notaları,şehrini kaybeden sen şarkısında ve ben kendim diktiğim maskelerle dans ederim insanlar içinde.

--- Soruyorum sana? maskeler mi ayna da kırılan suretimin aksi,yoksa yüzüm mü maske insanların yüreğinde?
……

Biliyorsun oysa.oyunun içinde oyundur hayat sana yüzünü hiç göstermeyen

---İşte sen bunu bilmiyorsun!..Oyunu bozan bir ses var içim de, uzak ülke şarkılarının notası...imlası bozuk bir ayrılık bu...

---oyun bozan ses sus!..ben de dünyaya ayak uydurmak istiyorum

!Ah ne kadar kolay söylüyorsun.Dünya...ben ait değilim buraya.suların sessizliğinde kırılır bileklerim...avuç ayalarımdan ayet ayet kan sızmakta...

...

Karşımda ki kadın.yüzüm ve sözüm akmakta damarlarına.beni durduramayacaksın.alnımın teri damlayacak gözbebeklerine, kalbini ateşler saracak sen üşüyeceksin…

---yüreğim suskunluklar, kanlar içinde. Ah ben, ben değilim..kimsin bilmiyorum.bir nehir olup benden bana ak. ama senden bana değil, bir nehir ol damarlarımı senle doldur ne olur, ben benden vazgeçmeden...

içimdeyim yokla kendini şimdi.usul usul girdim gözbebeklerine.akşam üstü yağan yağmurlar gibi sessizce....

------------------------------------------------------------------------------------
Sevgili Buket Özkan...can dost; kelimelerin ilhamı oldu cümlelerimin...sen olmasan bu yazı bu kadar içten olmazdı...çok teşekkür ederim