İçimden nehirler akarken, yatağına saplanan avaz avaz feryatlardan geçtim.
Beynimin içindeki soru işaretlerini kovalıyor noktalar. Her nokta yeni bir başlangıç ise, bu öykünün sonu nerede sevgili? Hani o içinden tren rayları geçen şehirde, o sahil kenarı şehirde, hani o sadece bilmesi gerekenlerin bildiği şehirde, göğsünden koparıp şiiri, ellerimin arasına bıraktığından beri, beynimi kemiriyor soru işaretleri... Bende bunu söylüyorum. Kovalıyor beni içinde sen olan soru cümleleri...
Ya nehirler sevgili?
Nerede tükenecekler...
Kaybolmuş yataklar... Hangi nehir aktı ise içine yok olan bir düşün semasına, zahir ve batin arasında kelamın zevaline şahit mi olmuş olmalı? Dökülürken nehirler yataklarına, şimdi bu yokluk güncesi neden? Hani o şehrin surlarına çarpan kalbin bir kuş gibi kanatlanırken, şimdi kuşların kanatlarına yazılan bu ağıdın notalarını hangi yağmur besteliyor sevgili?
Ellerim... Kalem tutan ellerim. Ellerim silah tutan ellerim... Ellerim senin ellerinde olan bir ayrılığın parmak izlerini taşıyor. Ve her aşkımın katili oluyorsun sevda güncemde. Kimi sevsem sen öldürüyorsun benim ellerimle...
İçimden nehirler akarken, yatağına saplanan avaz avaz feryatlardan geçtim.
Kimse bilmezken ayrılığı, kimse görmezken hüznü, duyguların kutsaliyetine and vurup, gökten ellerimle yıldızları düşürdüm. Şimdi kendi yatağına doğru akamayan coşkun nehirlerin sesini dinliyorum bu ağustos akşamında...
Sen suskun düşlerini betimle sevgili. Ellerinden tut sevdanın.
Aynanın karşında tek sen güzelsin.
20 Mart 2009 Cuma
Sustukça / Susadıkça / Sis / Sus
Sustukça / Susadıkça
Susadıkça yüzün düşer gölgeme
Çölün ortasında sus perdeleri
Ellerin bu kadar uzakta mı olmalı
Üşüyorum
Sesin yabancı milletlerin lehcesi
Sustukça adın düşer yüzüme
Çölün ortasında sis perdeleri.
mehmedasım
yirmisekizaralıkikibinsekiz
yayladan şah'a erme hali.
Susadıkça yüzün düşer gölgeme
Çölün ortasında sus perdeleri
Ellerin bu kadar uzakta mı olmalı
Üşüyorum
Sesin yabancı milletlerin lehcesi
Sustukça adın düşer yüzüme
Çölün ortasında sis perdeleri.
mehmedasım
yirmisekizaralıkikibinsekiz
yayladan şah'a erme hali.
19 Mart 2009 Perşembe
Ey Selahaddin Seni de Sattılar Kudüs'ü de
"Biz onların arasına, kıyamete kadar düşmanlığı ve kini saldık. Ne zaman harp için bir ateş tutuştursalar Allah onu söndürür" (sure_i maide 64)
Gün olur
Denizler karalarda boğulur
Issız sesler çığlık olur şehirde
Andımız bulvarları aşar
Fırtına kopar
Gün vurgun olur
Ve martılar koşar semada.
Taşlar havalanır ebabil raksıyla
Golan tepelerinde düşen ruhumuz
Dirilir gazze sokaklarında.
Filistin bayrak bayrak marş olur
İçimizin suskunluğuna.
Ey insanlık ayağa kalk
Parçalanmış yüzümüz aşkına
Kalk artık ayağa.
Yık üzerine serilen ölü toprağını
Dağlar denizlere
Yıldızlar yeryüzüne karışmadan
İncirin zeytinin yüzü suyu hürmetine kalk ayağa…
Ve sen fethin kutlu sahibi Selahaddin,
Sattılar pazarda seni de Kudüs ‘ü de…
mehmedasım
sıfıryediocakikibindokuz
sözüm var öleceğim rafa sokaklarında.
Gün olur
Denizler karalarda boğulur
Issız sesler çığlık olur şehirde
Andımız bulvarları aşar
Fırtına kopar
Gün vurgun olur
Ve martılar koşar semada.
Taşlar havalanır ebabil raksıyla
Golan tepelerinde düşen ruhumuz
Dirilir gazze sokaklarında.
Filistin bayrak bayrak marş olur
İçimizin suskunluğuna.
Ey insanlık ayağa kalk
Parçalanmış yüzümüz aşkına
Kalk artık ayağa.
Yık üzerine serilen ölü toprağını
Dağlar denizlere
Yıldızlar yeryüzüne karışmadan
İncirin zeytinin yüzü suyu hürmetine kalk ayağa…
Ve sen fethin kutlu sahibi Selahaddin,
Sattılar pazarda seni de Kudüs ‘ü de…
mehmedasım
sıfıryediocakikibindokuz
sözüm var öleceğim rafa sokaklarında.
Nehir Yatağında Kuruyan Darağacı
İsyan takındım yüzüme, aşk kör oldu
Nehirlerin yatağı bu kentte
kalmak ne zor?
Ömrüm kalsın sende
Gözbebeği avuçlarında saklı sırrım...
Bu pus gecenin sabah etmeyen poyrazında
Ali olmak düştü boynumuza…
Çarmıha gerilirde ellerimiz
Bildik çivi de topraktandır.
Darağaçlarını da gördük
Bildik ağaçta topraktandır.
Sevgili
Köz köz olmuş içimiz…
Şimdi
Doksan dokuz ismi vird eder dilimiz
Toz eyler aşk bizi…
Okyanus ötesi bu kentte kalmak
ne zor?..
mehmedasım
eylülikibinsekiz
nehiryatağındabüyüyendarağacı
Nehirlerin yatağı bu kentte
kalmak ne zor?
Ömrüm kalsın sende
Gözbebeği avuçlarında saklı sırrım...
Bu pus gecenin sabah etmeyen poyrazında
Ali olmak düştü boynumuza…
Çarmıha gerilirde ellerimiz
Bildik çivi de topraktandır.
Darağaçlarını da gördük
Bildik ağaçta topraktandır.
Sevgili
Köz köz olmuş içimiz…
Şimdi
Doksan dokuz ismi vird eder dilimiz
Toz eyler aşk bizi…
Okyanus ötesi bu kentte kalmak
ne zor?..
mehmedasım
eylülikibinsekiz
nehiryatağındabüyüyendarağacı
15 Mart 2009 Pazar
Kısıldı Sesim / Okyanus "Yüz"ünden
Avaz avaz gitmelerden geçtim.
Kısıldı sesim.
Okyanus ‘yüz’ünden sustu kalbim.
Kelimeler ne kadar aciz…
Halimi anlatacak derman yok
Ellerimde.
Ellerim senin dününden artık,
Bugününe yazık!..
Şimdi ritmini hissediyorum kalbin
Duracak gibi.
Anlamlandırabilmek için hayatı
Sesimdin sen.
Kısıldı sesim.
Ne zaman gelsem sana
Usunun gölgesinde başka siluetler
Ve ne zaman gitsem senden
İçimde senli “neden”ler.
Gözlerinin ikliminde yağmura,
Tutundum.
Üstüm başım ıslak,
Gitmek için mevsim bahar,
Kalmak için kış.
DUR!
mehmedasım
onbeşmartikibindokuz
avazavazintihar!
12 Mart 2009 Perşembe
Aşk / Hal / Su
Ansızın akla düşer...
Hayır.
Değmemeli nefesin nefesime
Rüzgâr olur
Düşer dudaklarımız vuslatın ateşinde.
Akla düşen ancak sudur.
Kelimeler kifayetsiz.
Ansızın sel olur.
Aşk…
Soruların cehenneminden
Çıktım.
Sırtımda ünlemler.
Virgüller bırakmıyor peşimi,
Her noktada bitiyorum.
Ah bu aşkın imlası bozuk sevgili…
Bak;
Temize çekilmiş bir müsveddeyim ben
Şiirinin ses hali.
Redifler dağılıyor
Mensur nesire bulanıyor,
Notalarım karışıyor.
Şimdi;
Kuyular kuyular kazıyorum,
Gömüyorum iklimleri.
Akla düşen sudur.
Kelimeler kifayetsiz.
Ansızın sel olur.
Aşk…
“Gurbetine düşüyor ne söylesem. Ne yazsam sana benziyor kelimeler. Hangi aynanın önünden geçsem yüzün. Otobüs durakları, şehrin bulvarları, nereye gitsem sen. Ah nasılda bulanıyor kelimeler. Şiirlerin içinden çıkıyorsun. Hikâyelerin içinden kaçıyorsun gözüme. Ben kirpiktir diyorum, yüzümü yıkıyorum, suyun içinden geliyorsun sen. Yağmur tanelerini biriktiriyorum avucumda. Kuşlar gelir diye. Çağ yangınlarını çekiyorum içime. Sen üşüme diye.”
Akla düşen sudur.
Kelimeler kifayetsiz.
Ansızın sel olur.
Aşk…
Mehmedasım
onikimartikibindokuz
ansızınakladüşensudur
Hayır.
Değmemeli nefesin nefesime
Rüzgâr olur
Düşer dudaklarımız vuslatın ateşinde.
Akla düşen ancak sudur.
Kelimeler kifayetsiz.
Ansızın sel olur.
Aşk…
Soruların cehenneminden
Çıktım.
Sırtımda ünlemler.
Virgüller bırakmıyor peşimi,
Her noktada bitiyorum.
Ah bu aşkın imlası bozuk sevgili…
Bak;
Temize çekilmiş bir müsveddeyim ben
Şiirinin ses hali.
Redifler dağılıyor
Mensur nesire bulanıyor,
Notalarım karışıyor.
Şimdi;
Kuyular kuyular kazıyorum,
Gömüyorum iklimleri.
Akla düşen sudur.
Kelimeler kifayetsiz.
Ansızın sel olur.
Aşk…
“Gurbetine düşüyor ne söylesem. Ne yazsam sana benziyor kelimeler. Hangi aynanın önünden geçsem yüzün. Otobüs durakları, şehrin bulvarları, nereye gitsem sen. Ah nasılda bulanıyor kelimeler. Şiirlerin içinden çıkıyorsun. Hikâyelerin içinden kaçıyorsun gözüme. Ben kirpiktir diyorum, yüzümü yıkıyorum, suyun içinden geliyorsun sen. Yağmur tanelerini biriktiriyorum avucumda. Kuşlar gelir diye. Çağ yangınlarını çekiyorum içime. Sen üşüme diye.”
Akla düşen sudur.
Kelimeler kifayetsiz.
Ansızın sel olur.
Aşk…
Mehmedasım
onikimartikibindokuz
ansızınakladüşensudur
Evet / Soruların Cevap Hali
Hal ekini alamayan bütün aşklar kahrolsun.
Evet.
Bütün soru işaretlerini kaldırmalı.
Sessiz sedasız değil
Feryat figan verilmeli cevaplar.
Kelimeler işlemeli kurşun sesinde.
Sensizliğimize.
Kimsesizliğimize.
"Isırdıkça kanayan dudaklar" bir şeyler anlatıyor olmalı.
Göğün kararışı,
Martıların çığlıkları,
Bir şeyleri ifade ediyor olmalı.
Uçurum rengiyle büyürken
“Gök” yüzün,
Hatıralarımın sinsi bir inatla
Hatırlamadığı bir şeyler olmalı.
Oysa bize bırakılan,
Bir çift gözün ufkumuza gerili olan
Kitabın ilk bölümüydü.
Platonik aşklar cehenneminde,
Göğün üstüne düşen gölgenin,
Cennetiydi.
Şimdi.
Koru Kendini.
Aklım ve nefesim yetmiyor
Gecenin Ay çitlerine.
Nice Yunus emziren göğsüm
Yetmiyor senin göğüne.
Bir sigara daha bitiyor.
Kemani çalıyor.
Neyzen derinden üflüyor.
Armoni halinde dakikalar ve saatler
Titrek ve usanmadan.
Utanmadan.
Sana göçüyor.
mehmedasım
dokuzmartikibindokuz
göçtükervankaldıkdağlarbaşında / iki
Evet.
Bütün soru işaretlerini kaldırmalı.
Sessiz sedasız değil
Feryat figan verilmeli cevaplar.
Kelimeler işlemeli kurşun sesinde.
Sensizliğimize.
Kimsesizliğimize.
"Isırdıkça kanayan dudaklar" bir şeyler anlatıyor olmalı.
Göğün kararışı,
Martıların çığlıkları,
Bir şeyleri ifade ediyor olmalı.
Uçurum rengiyle büyürken
“Gök” yüzün,
Hatıralarımın sinsi bir inatla
Hatırlamadığı bir şeyler olmalı.
Oysa bize bırakılan,
Bir çift gözün ufkumuza gerili olan
Kitabın ilk bölümüydü.
Platonik aşklar cehenneminde,
Göğün üstüne düşen gölgenin,
Cennetiydi.
Şimdi.
Koru Kendini.
Aklım ve nefesim yetmiyor
Gecenin Ay çitlerine.
Nice Yunus emziren göğsüm
Yetmiyor senin göğüne.
Bir sigara daha bitiyor.
Kemani çalıyor.
Neyzen derinden üflüyor.
Armoni halinde dakikalar ve saatler
Titrek ve usanmadan.
Utanmadan.
Sana göçüyor.
mehmedasım
dokuzmartikibindokuz
göçtükervankaldıkdağlarbaşında / iki
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)